Ahmet Gündoğdu 1992'te merhum Mehmet Akif İnan'ın bir
mektubuyla Eğitim-Bir-Sen Bakırköy İlçe Temsilciliği'ni kurup ilçe
başkanlığıyla sendikacılığa başlayıp öğretmenlik hayatında olduğu gibi sendikal
hayatında da başarılı bir sürece imza atmaya başladı. Daha sonra
sırasıyla Eğitim Bir Sen Genel Başkanlığı ve ardından Memur Sen Genel
Başkanlığı görevlerine seçildi. Bu süre içerisinde Genel Başkanı bulunduğu
sendikaya ve iş kollarına taşıdığı misyona uygun olarak vizyon
kazandırmasını bildi.
MEMUR SEN'E BAĞLI TÜM İŞKOLLARI YETKİLİ SENDİKA OLDU
Gündoğdu'nun lider kişiliği ve kattığı heyecan bünyesinde
görev yapan tüm genel başkan ve bunlara bağlı olmak üzere Anadolu'nun en ücra
köşesine kadar tüm üyeleri etkiledi. Memur Sen'e bağlı tüm sendikalarda
bir hareketlilik hissedildi. Sendikanın tüm iş kolları üye akınına uğradı.
Bir çoğu kısa zamanda yetkili sendika konumuna yükselirken bu başarı Memur
Sen'e bağlı 11 iş koluna yansıyarak tarihi bir rekora imza atıldı.
Kuşkusuz başarıların artmasında Gündoğdu'nun etkisi büyük oldu. Davetli olarak
gittiği yerlerde coşkulu ve heyecanlı konuşmalarıyla yaptığı konferanslar büyük
ilgi gördü. Daha önce birkaç odadan ibaret olan çalışma binaları bu gelişmeler
karşısında revizyona uğrayarak modern binalara dönüştü.
YENİ TÜRKİYE'NİN MİMARLARI ARASINA GİRDİ
Türkiye'de sendikacılık alanında yeni bir dönem başlıyordu.
Bu dönemin öncü lideri de kuşkusuz Ahmet Gündoğdu'ydu. Gündoğdu ile yalnız
Memur Sen'e değil, Türkiye'deki sendikal hayata da gün doğmuştu. O artık
önden giden öncü bir isimdi. Kimileri tarafından takip ediliyor,
kimileri tarafından da taklit ediliyordu. İhtişamdan yana değildi, sevmiyordu
da. Ancak Memur Sen'in vizyonu da taşıdığı misyona uygun olmalıydı. Bunu
yüzbinlerce üyesinin katılımıyla tertiplediği gerek meydan gerekse salon
toplantılarında açıkça hissettiriyordu. O, günü kazanmak yerine yarınlara örnek
bir sendikal miras bırakmak gayretindeydi. Lider kimlik ve kişiliği bu yönde
başarılı olmasına önemli katkı sağlıyordu.
O HEP ÖNDE OLDU ÖNCÜ OLDU
O hiç bir zaman pusudaki adam olmadı. Meydanda,
ekranda, kürsüde artık hep o vardı. Muhatapları onunla birlikte aynı sahneyi
paylaşmaktan ürker ve çekinir hale gelmişlerdi. Zira o hakikati yılmadan
korkusuzca bir o kadar da dobra söylemesini biliyordu. Hak adamıydı, haklılığı
da kuşkusuz buradan geliyordu. Açıkça söylenebilir ki Memur Sen'de iki dönem
yaşanmaktadır. Birincisi Ahmet Gündoğdu öncesi, ikinci dönem Ahmet Gündoğdu ile
başlayan dönemdi. Her kurumda lider kişiliğe şu veya bu sebeple elbette
tepkisi olan veya itirazı bulunanlar olabilir. Ancak Gündoğdu'lu yıllar
içerisinde Memur Sen Altın Çağı'nı yaşamaktaydı. Bu konuda hem fikir olmayan
yoktu. Yerinin doldurulması oldukça güç bir isim haline gelmişti.
AHMET GÜNDOĞDU'DAN GELECEĞE HİZMET BEKLENİYOR
Elbette Gündoğdu'nun kişiliği yalnızca Sendikal çalışmalarla sınırlanamaz. Sınırlanmamalı da. Türkiye'nin Demokrasi alanında yaşadığı zor yıllarda çıkış noktasında önemli görevler alıp başarıyla sonuçlandırması unutulmayacak katkılardan birisi olarak tarihe geçecektir. Şimdi Türkiye bu zorlu yıllarında Ahmet Gündoğdu'dan daha çok hizmetler beklemekte elde ettiği birikim ve tecrübeleri siyasi alana yansıtmasını arzu etmektedir.
ÇİLELİ ANADOLU İNSANININ ONDAN HAKLI TALEBİ VAR
1992'te merhum Mehmet Akif İnan'ın bir mektubuyla başladığı
sendikal çalışmaları 23 yıl geride kaldı. Bu rakam önemlidir. Anadolu
insanı bundan sonra bir o kadar süre de siyasal çalışmalarıyla şehid kanlarıyla
yoğrulmuş ecdad yadigârı bu güzel vatana hizmet etmesini arzu ve niyaz
etmektedir.