22 Temmuz 2018 Pazar
Anasayfa > Yazarlar > Ahmet SEVEN > Tarih'ten Bir Demet Kitabına Önsöz
Ahmet SEVEN

Tarih'ten Bir Demet Kitabına Önsöz

10.03.2017 20:59 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Ahmet SEVEN
'TARİHTEN BİR DEMET' 
KİTABININ ÖNSÖZÜ

Ahmet SEVEN

Biz muhteşem bir tarih ve kültür mirasına sahip olan ve destan yapmaktan yazmaya vakit bulamayan bir ecdadın çocuklarıyız. Emanet bıraktıkları bu toprakların her karışı sayfalarca destan yazılmaya layıktır. Gönül o destanı da destan yapanların çocukları yazmasını arzu eder.

    Bu asil milletin çocuklarının kendilerine bırakılan bu emanete layıkıyla sahip çıkıp yaşatacaklarından kuşkumuz yoktur.  

     Hz. Ömer (ra)  "Nasihatçileri olmayan ve nasihatçilerini dinlemeyen bir toplumda hayır yoktur" buyurur. Nasihatler aynı zamanda kutlu bir zincirin halkasını bir sonrakine bağlamaktır. Önden gidenler  için arkalarından gelecek olanlara ışık tutma sorumluluğu vardır.  Nasihat ve vasiyetler kuru ifadelerden ibaret kalmamış, asırlar sonrasına hitap etmek üzere  yerlerini almışlardır. Her biri yol gösteren önemli vesikalarımızdır. Kitaplık çapta nasihat ve vasiyetlere sahip bir milletin evlatları bu hususta ne kadar gurur duysa haklıdır.

    Bir atasözünde;"Aslanlar kendi tarihlerini yazmadıkları sürece avcı hikayelerine inanmak zorundadırlar" der. Kendi tarihini hem yapan hem de yazan bir milletin buna ihtiyacı yoktur. Bu sözü, tarihi avcı hikayeleriyle dolu toplumlara bırakıyoruz. Ancak tarihimize karıştırılmak istenen avcı hikayelerini de ayıklamak zorundayız.  Zira şanlı tarihimizi kıskanıp bizi bundan mahrum etmek isteyen bedbahtlar çıkmakta tahribatlarını içte ve dışta kirli oyunlarla gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar. Kısacası bizi avcı hikayelerine mahkum etmek için her türlü yolu denemektedirler.  Eğer elinizdeki kitap bu bedbahtların çabalarını altüst edecek bir tarih bilgisine çağrı davetiyesi olarak görülebilirse kendimi bahtiyar hissedeceğim.

     Swette Marden; "İnsanoğlunun içinde uyuyan güçler vardır. Kendisi bile şaşırır. Çünkü bu güçlere sahip olduğu aklından bile geçmez. Bu güçleri uyandırıp eyleme geçirebilirse, o kişinin hayatında büyük bir devrim olurdu" diyor. Biz gücümüzü sahip olduğumuz iman, ahlak, tarih ve medeniyetimizden alıyoruz.

     Önemli mütefekkirlerimizden Cemil Meriç; "Şehirleri fethetmeye yeten bir enerji yel değirmenlerine saldırmakla harcanır" diyor. Bu yüce millet tarih şuuruna vakıf oldukça enerjisini de hük ve hakikat uğruna kullanmayı bilecektir.  

    Tarih bize ancak fikirde ve harekette birlik yapabilen milletlerin yollarına devam edebildiğini göstermiştir. Eğer bu ikisi gerçekleştirilebilirse, bir milleti uyandırıp harekete geçirmek hiç te zor geğildir.  

     Tarihini tozlu raflarda mahpus eden bir milletin üzerine iç ve dış hainler eliyle toprak atılır. Yeryüzünde bunu yaşayarak öğrenen milletlerin başında geliyoruz.   

     Dede Korkut; "Kahpe içerden olunca kapı kilit tutmaz oğul! Halk içinde bozgunluk yapan haindir oğul!" sözüyle hem düne hem de bugüne ışık tutmaktadır. Bu kiliti kıracak şifreler de ancak tarih sayfalarında yazmaktadır.

    Kendi tarihlerini öğrenmekten mahrum kalanlar başkalarının tarihlerin okumak, hatta yaşamak zorunda kalırlar. Yarınki ekmeğin hazırlanması için bugünden maya tutulması gerekir.     

 

    Uğruna nice canların verildiği bu asil vatanın tarihi de o kadar şanlıdır.  

    Mithat Cemal Kuntay:

  "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır

   Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır" diyor.

    Yeryüzünde bizim vatanımız kadar şehit kanıyla sulanıp yoğrulan başka bir diyar yoktur. İşte bu yüzden bu topraklar bize vatan olmuştur. Vatan sevgisini mukaddes bilip uğrunda ölmeyi de en büyük mertebelerden birisi kabul eden bir dinin mensuplarıyız. Yüzlerce yıldır bu sevgiyi kıramayan hainler türlü oyunlarla ruh dünyamıza saldırmaktadırlar. Vatan denildiğinde ruh ve gönül dünyamızda yeni bir diriliş yaşıyor olmamız işte bundandır.

   İstiklal ve Millet Şairimiz Mehmet Akif Ersoy mısralarında:  

"Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?

Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!

Cânı, cânânı, bütün vârımı alsın da Hudâ,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüda"

    Diyerek Milletimizin ruh sesine tercüman olmuştur.  Bu satırların temelinde vatan sevgisi ve tarih şuuru yatmaktadır. Millet olarak bin yıldır ayakta kalışımızın sebebi bu aşk ve anlayışla yoğrulmuş olmamızdır.

   Yine Mehmet Akif Ersoy Millet ve Medeniyetimizin muazzam büyüklüğünü;

"Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz:

Gelmişiz dünyâya milliyet nedir öğrenmişiz!

Kapkaranlıkken bütün âfâkı insâniyyetin,

Nûr olup fışkırmışız tâ sînesinden zulmetin"

   Mısralarıyla ifade etmeye çalışmıştır. Böyle muhteşem vesika ve mısraları okudukça heyecan ve hasretle yine o günler geri gelecek mi diye soruyoruz.

    Arif Nihat Asya mısralarında;

  "Onlardan kaldı bu toprak...

   Biz gezip tozmayalım mı?

   Yabanlar kıskanır diye

   Destan da yazmayalım mı?"diye sorar.

    Yabanları kıskandıran bu topraklara sahip çıkmanın elbette ağır bedeli vardır. Biz bu bedele doğduğumuz gün yürekten razı olmuşuz.  

    Şair; (Necmettin Halil Onan)

  "Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın

    Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

    Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın

    Bir vatan kalbinin attığı yerdir" diyerek tarihe ve ecdada karşı sessiz kalmamanın gereğini haykırmaktadır.

    Kitabın önsözünü Orhan Şaik Gökyayın şiirinde yer alan mana dolu satırlarla tamamlamak istiyorum;

  "Bu vatan toprağın kara bağrında

    Sıradağlar gibi duranlarındır,

    Bir tarih boyunca onun uğrunda

    Kendini tarihe verenlerindir"

    Her satırı şeref levhalarıyla dolu şanlı tarihi emanet eden muhterem ve muhteşem ecdadımıza, yollarını adım adım takip eden soylu yolcularına şükran borcuyla?

Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.