BASININ HÜR
18 Aralık 2017 Pazartesi
Anasayfa > Yazarlar > Abdullah KARACA > RESULULLAHIN (S.A.V) SÜNNETİNE İTTİBANIN ÖNEMİ
Abdullah KARACA

RESULULLAHIN (S.A.V) SÜNNETİNE İTTİBANIN ÖNEMİ

03.08.2017 19:58:27 12 14 16 18 yazdır
Yazar : Abdullah KARACA
 RESULULLAHIN (S.A.V) SÜNNETİNE  İTTİBANIN  ÖNEMİ

 Abdullah KARACA

Kavak İlçe Müftüsü


Bir dinin gerek ferdi  gerek içtima-i hayatta  yaşanabilmesinin temeli, o dinin peygamberinin hayatının iyi bilinmesine bağlıdır. Kuran-ı kerimde Hz. Peygamberin konumu, mevkii , Müminler ve topyekün İnsanlık alemi için ne kadar büyük bir değer olduğunu ifade eden pek çok ayeti kerime vardır. 


Bundan dolayıdır ki Sahabeyi  Kiram Efendilerimiz başta olmak üzere ve onlardan sonra ki nesiller Resulullah (S.A.V) in hayatını  kendi yaşantılarının yegane rehberi edinmişler ve bizlere aktarmışlardır. Mevki ve makamı, bilgi ve kültür seviyesi ne olursa olsun her  Müslümanın  mutlaka ilgi duyması  gereken konuların başında Kuran ve Sünnet bilgisine sahip olması  gelmelidir. 


Resulü Ekrem efendimiz adeta canlı Kuran kabul edilmiş ve onun Sünneti, yani hayat tarzı, başta Sahabei Kiram olmak üzere ümmet için vazgeçilmez ve Kuranın yanında yer alan ikinci ana kaynak sayılmıştır. 


Müslüman kendine Allahın kitabını, Resulullahın Sünnetini ve İslam büyüklerinin sözlerini ve davranışlarını rehber edinir. Hemen her devirde görüldüğü gibi her şeyi kuranda arayan, böylece Müslümanları şaşırtmaya çalışan kimselerden uzak durur. Abdullah b. Ömer Hazretleri seferi  iken dört rekatlı namazları Resulullahın sünnetine uyarak iki rekat olarak kılmıştı.


Emevi Valisi Ümeyye ona itiraz etti ve dedi ki; “Kuranda beş vakit namaz ve korku namazı var ama seferi namazı kuranda yok.” İbn Ömer (RA) ona dedi ki: “Bak yeğenim biz doğru yolu yitirmiş ve hiçbir şeyden haberi olmayan kimseler iken Allah bize Muhammed’i( A.S) Peygamber gönderdi bize her şeyi  O öğretti. Dört rekatlı farz namazları seferde iken ikişer rekat olarak kılmamızı da o öğretti. Biz onda ne görmüşsek aynen uygularız. (Nesai Salat—3-Taksiru-Salat 1)  Ashabı kiram Allahu Tealanın buyruğunu tutarak peygamber’i  kendilerine örnek aldılar. Onun gibi yaşamaya, onun gibi ibadet etmeye özen gösterdiler. Namazın farz kılındığı günlerdeydi. Peygamber efendimiz temiz ayakkabıyla namaz kılınabileceğini söylemişti. 

Bir gün namaz kılarken Resulullahın terliklerini çıkartıp yan tarafa koydukları gördüler ve onlarda çıkartıp yan tarafa koydular. Namaz bitince Resulullah onlara niçin ayakkabılarını çıkardıklarını sordu. Cevapları: “Siz çıkardınız bizde size bakıp çıkardık!” Resulullah onlara: namazda iken Cebrail as. in geldiğini ve ayakkabısının kirli olduğunu haber verdiğini bunun için çıkardığını söyledi. Sahabe resulullaha işte böyle uydular. Bizlerde onların gayreti gibi gayretli olmalıyız. Biz Cenab-ı  Hakkın “kim Peygambere itaat ederse Allaha itaat etmiş olur.” “Peygamber size ne verirse onu alın” buyruğuna kulak verip Peygamberimizin sünnetine uygun yaşamaya ve yaşatmaya çalışmalıyız. 

Öyleyse; bir ibadeti, hareketi kuranda varsa yaparız, yoksa istediğimiz gibi hareket ederiz diyenler hem kuran hem de sünnet ölçülerine terstirler. Öyleleri bugün kuranda yok diye  karşı çıkarlar, yarın bir başka ibadeti bırakmaya teşvik ederler.(M.Yaşar KANDEMİR Altınoluk -Nisan 2000) “Dinin elden çıkışı sünnetin terkiyle başlar. Halat nasıl lif lif kopup parçalanırsa, Dinde sünnetin birer birer  terkiyle ortadan kalkar.” (Darimi- Mukaddime-16). Ş unu kesin olarak bilelim ki; Kuran ile sünnet ayrılmaz bir bütündür. Sünnetsiz bir dini hayat tasavvur olunamaz. Kuran namazı emreder ama nasıl kılınacağını, kaç rekat kılınacağını, ne zaman kılınacağını sünnetten öğreniriz. Oruç da Hac da Zekatta aynı şekildedir. Sünneti devre dışı bırakmak isteyenler, kendi bid’atlarını topluma din diye kabul ettirme gayretkeşliği içinde olanlardır. 

Kuran’ın şu ayeti ne kadar büyük bir mana ihtiva ediyor: “Allahtan bir yol gösterici olmaksızın kendi heva ve hevesine uyandan daha sapık kim olabilir?” Sapık olanlar hariç bütün İslam mezhepleri Kuran’dan sonra dinin ikinci kaynağının Peygamber Efendimizin sünneti olduğunu kabulde müşterektirler. “Kuran Müslümanlığı” gibi cazip ve kapalı sözlerin arkasına sığınarak Sünnet karşıtı tavırlar içine girmek, Hadisi Şerifler üzerinde şüpheler uyandırmaya çalışmak, hatta en sahih rivayetleri  bile göz ardı etmek hiçbir Müslüman’a yakışmaz. Onun için bu tür sözlere kapılıp kanmamak gerekir. 

Hatta kimilerimiz “böyle söyleyenlerde bir takım ilim adamı kimseler ama! Diye düşünebilirsiniz. Unutmayalım ki tarihimizde ki her sapık düşüncenin önünde “ilim adamı” vasfı olan bir kimse veya kimseler vardır. (Ahmet Yüter. Aydınlardan Damlalar syf.94). onun için İslam da istikamet üzere ilim ehli olmak önemlidir. “Alim bozulursa alem bozulur” sözü ne kadar isabetlidir.

 

Etiketler : Abdullah KARACA
Yazarın Son Yazıları
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.